27 Aralık 2019 Cuma

Still surrendered to decadence

  Merhaba, yine ben. 6 sene 3 gün oluyor senin bende kalan son parçanı da geri gelmemek üzere tarihin belirsiz bir yerine yollayışımın ufak bir manifestosunu yazalı. Ama itiraf ediyorum her gece zihnimin içinde, zaman ve mekan kavramının olmadığı bir yerde, seninle yaşadığım güzel bir anıyı koltuğunda kendinden geçmiş bir madde bağımlısı gibi sürekli tekrar butonuna basarak oynatıyorum. Ama gariptir ki yılın muhtelif günlerinde özellikle gündüz vakti aklıma uğradığında bu duruma her yanı uyuşturulmuş birisi gibi tepki veriyorum. Fiziken bana çok uzak bir yerde değilsin. Benim için halen sokaktaki herhangi bir insan da değilsin. Herhangi bir insanın ölüyor olduğu bir sahneyi gözümde canlandırdığımda çok üzülmüyorum. Ama sana yönelik bir tehditin olduğu bir anı aklıma getirme fikri dahi beni ürkütüyor. Bu da şu anlama geliyor; seni herhangi bir ölçüm aracıyla belirlenemeyecek kadar çok seven o insanı her ne kadar uyuşturup ellerini, kollarını bağlayıp ağzını kapatsam da o bu güne kadar bir şekilde hayatta kalmayı başarmış. Belki de sahip olduğu tüm güçle gerçek hayatta bana anlatamadığını rüyalarımda anlatmaya çalışıyor. Bunu sözlerin kendisiyle değil bir dönem içimde nasıl oluştuğunu anlayamadığım bir büyülenme ile yapıyor. Doğru ve yanlış kavramlarının bendeki anlamlarını devre dışı bırakıp, sana koşmak için uygun şartları aramak yerine bu şartları benim oluşturduğum bir zamandaki gibi. Yatağa sarhoş yatmıştım geçenlerde. Uykuya dalmadan önceki bilincini yavaşça kaybettiğin o evrede istemsizce yanımda olmanı istedim. Ancak sığabildiğim o yatağın içinde adeta büyük bir tarlada bir kış vakti üzerimde bir şey olmadan yatıyormuşumcasına yalnız hissediyor ve üşüyordum. Gerçekleştirmek istediğim tüm ideallerime bir dakikalığına lanet okudum bana asla senin o sıcaklığını hissettiremeyeceklerini bildiğim için. Ben ne yaptığımı, ne düşündüğümü, ne hissettiğimi, ne istediğimi bilmiyorum artık. Yanımda olmanı istiyorum sadece. Elinden tutup her şeye sadece birkaç saatliğine sahip olduğumuz bir yere gitmek. Hiç yaşayamacağımız bir geleceği konuşmak. Asla alamayacağımız bir şarap bardağı takımına bakmak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder