28 Aralık 2016 Çarşamba

Miskin

 Bazı insanlar yerinde sayar. Daha doğrusu dışarıdan bakan için yaptığı şey yerinde saymaktır. Adım atmaya devam etmez, bulunduğu yerden memnundur. Bulunduğu yerden çok uzakları görebilir bazı insanlar. Uzaklardaki ikiyüzlülükleri, samimiyetsizlikleri, gri çimenleri, iyi olmak yerine kötü insan olamadığı için üzülenleri görür. Sahip olduğu mavi-yeşil düşlerin masumiyetini bir kenara bırakıp mücadele etmeye üşenir çoğu zaman. Mücadele etmesi gereken şeyler bir ya da ikiyle sınırlı değildir zira. Önündeki kalabalık kavramların anlamlarını değiştirip her yalana birer kılıf uydururken bizim miskin içinde olmak istemez bu sosyal evrimin. Beş dakikalık hazlara methiyeler düzülen, alanın ve satanın razı olduğu bir yerde etrafındakilerin delikanlı çocuk rolünü oynamasına içten içe ayar olsa da ses etmez. Ne de olsa miskindir. Kim ciddiye alır ki onu? Herkes gibi değil de kendi gibi olmak istemesi çoğu zaman marjinal bir pasaklı yaftası yemesine sebep olur civardaki insanların harabeye dönmüş bilinçaltlarında. 

 Bazı insanların hafızası gereksiz yere kuvvetlidir. Çok değil iki sene evvel kendini ispat çabası uğruna türlü rezilliklere imza atmış, vücudu irice lakin aklı mikroskobik düzeyde arkadaşının kravatlı bir sosyopata dönüşmesini üzülerek izler. Yolda karşılaştığı tanıdığına eskiden yaşadıkları çok güzel bir anıyı anlatırken karşının suratındaki "ne diyor bu kodumun delisi" ifadesine rağmen bir umut susmaz. Fakat karşıdaki hiç böyle bir şey yaşanmamış gibi bakar bizim miskinin suratına. Zamanında türlü şebeklikler yapıp en yalnız zamanlarında miskinin yanından ayrılmayan o değildir. Adam olmuştur çünkü. Artık bir sıfatı, düzenli olarak yalan söyleyebileceği devasa bir maskeli balosu ve suratına bakmaktan haya etmediği bir kız arkadaşı vardır. Hazzı mutluluk ve huzur ile karıştıran modern yamyamların içerisinde, samimi kalabilenlere selam olsun.

 Miskin hala çok yorgun. Ve kaptan hala onu bekliyor.