15 Eylül 2019 Pazar

Efes Pastörsüz

 Yazdıklarımın onu okuyan kişide güzel bir his uyandırmasını içten içe çok arzuladığımdan dolayı yazmak gibi çok basit ve çok hoş bir şeyi bile isteye terk ediyorum çoğu zaman. Halbuki bu hissin geldiği yerde başka bir ses bu cümleleri benden başka birisinin okumasının çok olası olmadığını, okusalar bile bunun bir ehemmiyetinin olmadığını bana telkin ediyor. Bu ikilem arasında kalmak, herhangi bir ikilemde kalmak en kötü fikirden bile daha kötü. Çünkü biz yaşama programlı yaratıklarız. Aklımızdakileri hayata dökmek için varız. Mükemmelliyetçililik yok saymamız gereken bir mevhumdur. İçerisinde kibir barındırır. Kibir bazı noktalarda insana fayda sağlasa bile çoğunlukla kişiyi nihayetinde felakete sürükler. Bu gibi sıfatlara sahip kişiler hayatları süresince "Bu adam bile bunu yaptıysa..." gibi cümleler kurar ve buna rağmen o adam kadar "bile" olamazlar. İçten içe tanrıya meydan okurlar adeta. Üç günlük dünyada üç kuruşluk canlarıyla hatrı sayılır bir şey ortaya koyamadan çekip giderler. Bu yüzden kavgalıyım kendimle uzun zamandır. Ne zaman derin bir nefes alıp artık başlıyor olduğumu kendime ilan etsem önüme iki şeytan çıkıyor. Birincisi en iyiyi yapmadıkça çabalamanın lüzumsuz olduğunu diğeri ise genel olarak çabalamanın lüzumsuz olduğunu söylüyor. Sanırım büyük işler başaran insanlar başardıkları işlerin haricinde kendileriyle de mücadele ettikleri için takdiri hak ediyorlar. Hayır hayır, bu dünyada takdiri hak eden birileri varsa onlar ancak kendilerini oldukları gibi kabul edip başka kalıba sokmaktan imtina duyanlar olabilir. 21.yy'ın hastalığı sosyal kaygılardan başkası olamaz. Asansörde karşılaştığımız kişiye merhaba demek yerine "bu saç sence bana yakışıyor mu" diyemiyorsak, yolda ağlayan birini görünce tek yumruk olup ona yardım etmek yerine ateş düştüğü yeri yakar diyorsak, duyarlı olmayı duyar kasmaya tercih ediyorsak yanlışı bilerek tercih ediyoruz demektir. Bu durumda birinin bize kendi düşen ağlamaz demesi bizim için bir sorun oluşturmamalı. Ne de olsa hepimiz güvende olduğumuz kadar cesur, mağdur olduğumuz kadar insanız. 

Özet: We're time captains, we are time captains, we write the astral records of history.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder