Şunu iyi idrak ettim ki zamanda bir yerlerde ne kadar güzel olduğunu bana anlatmaya çalışan bir sesi dinleyip ona ulaşamayacağını bilmenin verdiği ızdırapla debelenip durmak yerine asıl yapılması gereken başka şeylerden bahseden sesleri meydana getirecek çabayı sarfetmek. Çünkü hayat sadece tek bir sesi kovalayamayacağımız kadar güzel ve karışık, ama her birinin hissettirdikleri kadar da basit. Basit çünkü bir şeylerin başlangıcı ve bitişi üzerinde hüküm sahibi değiliz. Karışık çünkü ne zaman yeni bir kapıdan içeriye girsek attığımız her adım binlerce farklı olasılığa kapı açıyor. Ama o kadar yalnızım ki gittiğim yollarda güzelin veya kötünün en ufak parçasını bile paylaşabileceğim birisi olmayacak. Farklı kompozisyonlarda seni var ettiğim mekanlarda hayalin bile beni terk edecek. Otomatik bir reddedişle bunu kendimin seçtiğine ve huzurun bunda olduğuna ikna olmaya çalışsam da kendimi, seni özlemekten kendimi alıkoyamıyorum. Bu çok garip bir yazı oldu. Başında dermanını verip sonunda derdine yandığım.
Özet: Azer Bülbül is not dead. God just asked for arabesk lessons.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder