10 Ekim 2014 Cuma

The End Of The Line

 Herşey gibi bunun da sonuna geldim. "O" haldeyken yapmam gerekenleri yaptığımı düşünüyorum. Şuan iniyorum o "en yüksek dağ"dan. Artık olmam gereken yerdeyim. Sonun başlangıcındayım.

 Burdan sonra gitmem gereken yerleri de gördüm. Güçlerimi ortaya çıkarmak için acziyetimi yenmem gerekiyor. Aksi taktirde bu yoldan dönmek gibi bir şey yok. 

 Aslında ağaçların sonsuz güzelliğiydi aslında beni bunlara zorlayan. Yoksa ben herzamanki yolumda ilerliyordum umarsızca. Ne geleceği ne de geçmişi umursayarak. Aslında geçmişi biraz umursayarak. Onun şekillendirdiği bir hayatı umursamasak ne yazar ki? Tavşan dağa mı küsmüş sanki?

 Savaş alanına henüz girmiş ve girer girmez dibine mermiler gelmeye başlamış bir askerin bilinç altındaki "susun laaaan, susun orospu evlatları susun" fikri derecesinde yüksek sesleri bastırdım kafamdaki. Bu bence çok büyük bir başarı. Herkes yapamıyor vesselam.

 Biri beni aşağı indirebilir mi bilmiyorum ama ben şuan burdan herkese orta parmak eşliğinde monster magnet - ozium daki 5:50 den sonraki fakyu'yum (belki de öncedir)

 Evet 1-0 öne geçtim hayata karşı. Ve bunu isteyerek yaptım çünkü isteyerek yapmam gerekiyordu. Hiç utanmadım bunu yaparken. Beni yenmemeliydi çünkü bunlar artık. Ben öyle hayal etmedim çünkü hiç. Bir yerlerde takıldım ben hep. Ama bulamadım nerde takıldığımı ta ki bugüne dek. Geç oldu biliyorum çok şey değişti ama en azından geriye kalanı kurtarabildim. 

 Yakmıyor canımı artık boş çay bardakları mesela. Zaten boşalması gerekti diyorum. Takmıyorum paslı geçmişi mesela. Olacağı varmış olmuş diyorum. Önemli olan "bu" an. Farkında olduğun an. Kalp atışlarının sesini artık yüksek sesli düşünceler arasında daha rahat duyduğun an. "Karşından araba gelirse panik yapma oğlum rahat ol, biraz yavaşla sağdan git" diyen babanın bahsettiği soğuk kanlılığın oturduğu an. Geçmişimin bisküvi tarafını yedikten sonra miras olarak bıraktığım çikolatayı yeme vakti.

 Şuan bir yerde sayılmam aslında. İki hayatın arasındayken zaman ya da mekan denen varlıkların terimsel bir açıklaması olamaz. Geçmişi de geleceği de görebiliyorum. Okul çıkışında çocuklar okulda eğitimini alıp evlerine giderken bende evde eğitimimi almış ve okuluma gidiyorum. Benim derslerim karanlıkta işleniyor ve evimde tembellik yok. Doğa bize gündüz ayrı gece ayrı şeyler anlatıyorsa birini alıp birini almama ihtimalim yok çünkü.

 Onlara bıraktım istedikleri her şeyi. Zenginliği de, güzel kadınları/erkekleri de, esaret altında bir özgürlüğü de..
Paraya neden ihtiyacım var biliyor musun? Çünkü onu yüksek bir miktarda kazanmayı başardığım halimi görmeye ihtiyacım var. O zafer sarhoşluğuna. Yoksa paranın da bir gereği yok. Ona da niye ihtiyacım var biliyor musun? Sadece ve sadece eskiki halimi tatmak istiyorum. Yani biraz canlanmak. 

 Kendinize iyi bakın ey kaygısı bol olan gezegen ahalisi. Kendinize iyi bakın ey şükrü az olan gezegen ahalisi.
Kendinize iyi bakın ey isyanı, öfkeyi düstur edinen gezegen ahalisi.

 Ben gidiyorum. 
 Sizlerin çoğunun varlığı olmadığı bir yere..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder